Girişim Hızlandır(ama)ma Programları

Uzun yıllardır startup ve girişimcilik ekosistemine ayrı bir ilgi ve merakım var. Başarı hikayelerinin anlatıldığı panelleri ve başarısızlık hikayelerinin anlatıldığı fuckup nights etkinliklerini takip etmeye çalışıyorum. Kendi çapımdaki başarısız denemelerim de beni bu dünyadan soğutmaya yetmedi 🙂 Bir yıla yakın zamandır ise çorbada tuzumun bulunması ve deneyimlerimi paylaşabilmek amacıyla İTÜ Çekirdek’te mentorluk yapıyorum. Bu sayede bir çok girişimcinin heyecanına ortak olma ve deneyimlerimi paylaşma fırsatı yakaladım. Yaptığım görüşmelerin hepsi benim için ayrı bir yere sahip ve aldığım olumlu geri bildirimler ise gerçek birer mutluluk kaynağı.

Bu yazımda, gerek yaptığım gözlemler gerekse farklı kanallardan topladığım bilgiler çerçevesinde, girişim hızlandırma programlarıyla ilgili bir önerimi paylaşmak istiyorum. Malumunuz olduğu üzere bu programların temel amacı, belirli bir olgunluğa ulaşmış girişimlere farklı konularda destek olarak başarıya ulaşma (başka bir deyişle exit olma) ihtimallerini artırmak. Fakat ne yazık ki bu sistem size “genellikle” potansiyel bir gelir kaynağı gözüyle baktığı için, exit yerine ex olma ihtimalinizde hızlıca sırtını dönme refleksine sahip. Eğri oturup doğru konuşmakta fayda var, az sayıda hızlandırma programını istisna olarak tutmak kaydıyla, sizlere güzel hatırınız için değil, bir koyup üç alma yaklaşımıyla kapılarını açarlar. Verdikleri kısıtlı maddi destek, sağladıkları ofis ortamı ve mentor ekosistemlerine erişim imkanı, manevi sorumluluk duygusundan ve heyecandan uzak, yalnızca maddi çıkar beklentisi temeline dayanır.

Bu çıkar amacı, genellikle birkaç farklı şekilde vücut bulur:

  1. Doğrudan belirli bir yüzde üzerinden ortaklık şartı koşarlar,
  2. Ortalık talep etmezler, yaptıkları yatırımları “ele güne karşı” birer pazarlama faaliyeti olarak görürler,
  3. Bünyesinde bulundukları şirketin hantal süreçlerinden sıyrılarak dahili BT geliştirmelerini daha kolay bir şekilde yaptırma amacı taşırlar.

Yine de ortada karşılıklı bir kazan – kazan ilişkisi olması nedeniyle, her iki taraf da bu ilişkiden memnundur ve şanslarını denerler. Biri parasını, diğeri ise en değerli sermayesi olan zamanını ortaya koyar. Fakat ne yazık ki girişimci ruha sahip olan ve bu heyecanı hisseden yalnızca taraflardan biridir. Girişimcinin bu zorlu yolda ihtiyaç duyacağı şey, ne yalnızca muhasebeci masraflarını karşılamaya yetecek bir bütçe, ne masa sandalye, ne de kısa süreli mentor görüşmeleridir; bu arkadaşlarımız en çok kendi heyecanlarına ortak olacak ve başları sıkıştığında yanlarında olduklarını hissedecekleri gerçek bir desteğe ihtiyaç duyarlar. Artık neredeyse tüm girişimlerin yoğun bir teknoloji gereksinimine sahip olmaları nedeniyle de, bu destek ihtiyacı genellikle girişimin teknoloji faaliyetlerinin yürütülmesi aşamalarında karşımıza çıkar. Bu noktada yazılım geçmişine sahip ve aktif olarak mutfağın içinde olabilecek girişimciler serüvenlerine bir adım önde başlıyor, fakat diğerleri için her şey çok daha zor:

  1. Kodu kime yazdıracağım?
  2. Bir firmayla mı çalışsam, yoksa freelancer bir yazılımcı mı bulsam?
  3. Acaba kazıklanır mıyım?
  4. Peki nasıl bir teknoloji altyapısına sahip olmalıyım?
  5. Bu süreci nasıl yönetmek gerekir?

ve daha aklıma gelmeyen bir çok soru işaretiyle karşı karşıya kalan girişimciler, bu karmaşanın içerisinde kendi iş planlarına odaklanmayı bırakıp yazılım dünyasının dehlizlerinde kaybolma ihtimaline sahipler. Bu noktada benim önerim, hızlandırma programlarının gerekiyorsa doğrudan nakdi yardım yapmayı bırakarak başta teknoloji olmak üzere, ihtiyaç duyulan tüm hizmetleri güvenilir bir şekilde sunan birer kanal haline gelmeleri yönünde. Yani danışmanlığın ve yol göstermenin ötesinde, insan kaynağı desteğinin doğrudan kendi havuzlarında bulunan teknik personel, iş ortakları ve hatta yetenekli öğrenciler tarafından verilmesi. Böylece yazılım mimarisi, yazılım geliştirme, görsel tasarım gibi konularda dedike kaynaklar sunulması sayesinde, hem girişimler arasında organik ve doğrudan bir iş birliği sağlanmış olacak ve paralelinde verim artacak, hem de girişimciler yukarıda bahsettiğim zorluklarla uğraşmadan iş planlarına odaklanma fırsatı yakalayacaklar. Aksi durumda aynı salonda yan yana oturan, fakat birbirinden bağımsız şekilde kendi yağlarıyla kavrulmaya çalışan bir grup insandan daha fazlası olmaları gerçekten çok zor.

Umarım bu şekilde destek veren hızlandırma programları da zaman içerisinde karşımıza çıkar ve ihtiyacı olan girişimciler için bulunmaz birer nimet olarak hayatımızda yer ederler.

İnovasyon dolu günler dilerim. Sevgiyle kalın..

    • Ezgi on 20 Şubat 2020 at 07:59
    • Cevapla

    Bu durum heyecanlı girişimci ruhlarda hayal kırıklığı yaratıyor, bu gerçeği unutmamak gerekir.

    1. Merhaba. Bu olumsuz yan etkiye maruz kalmamak için önce kendinize, sonra da fikrinize güvenmelisiniz. Unutmamak gereken bir diğer nokta ise girişime körü körüne bağlı olmamak ve olası bir başarısızlığı zamanında kabullenerek enerjiyi farklı fırsatlara kanalize edebilmek.
      Selamlar..

        • Ezgi on 22 Şubat 2020 at 22:56
        • Cevapla

        Değerli yorumunuz için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.